Kadir Gecesinin Önemi
05 Eylül pazar gününü; 06 Eylül Pazartesi gününe bağlayan gece: Ramazan ayının 27. gecesi olup KADİR gecesidir. Yüce Rabbimizin lütuf ve keremi ile pek şerefli ve mübarek olan bu geceyi idrak etmiş bulunuyoruz. Yüce Rabbimize sonsuz şükürler ve hamd ü senalar olsun.
Sahur ve seherin bereketini, iftarın paylaşma hazzını, teravih coşkusunu bizlere yaşatan, “ben oruçluyum” söylemini gönüllerde hissettirerek içinden geçtiği topluma küllî bir barış havasını solutan, pek çok güzelliği ve bereketi bünyesinde barındıran rahmet ve mağfiret mevsimi Ramazan ayının sonuna yaklaşırken, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir Gecesine ulaşmanın sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.
Ancak bu yılki mübarek geceyi buruk kutlamaktayız. Çünkü içinde bulunduğumuz zaman diliminde, İslâmiyet’e ve Müslümanlara karşı saldırıların artmakta olduğunu büyük bir endişe ile görmekteyiz. ALLAH’tan dileğimiz; bu mübarek gecenin, Türkiye ve Dünya Müslümanlarının uyanışına sebep olmasıdır. Mübarek Ramazan ayının son günlerine yaklaştığımız bu kutlu gecede çatışma, kin nefret gibi duyguları geride bırakmamızı, bütün iç çatışma alanlarını kapatıp, birbirimize tahammül, yardımlaşma, dayanışma ve zorlukları el birliği ile aşma iradesi gibi halisane duyguların bu toprakların gelecekten umutlu olduğu bir Türkiye olması için bu mübarek gecede, ALLAH Teâlâ’dan kuvvet ve kurtuluş istemeliyiz. İslâm alemi, küresel zalimlerin, saldırıları altında inim inim inlerken, bin geceden hayırlı bu Kadir Gecesi’nde bütün eller, ümmetin kurtuluşu ve huzuru için ALLAH’tan yardım dilemeli; gönüller rahmet ve bereket mevsiminin son noktasında gözyaşları içinde ALLAH’a yakarmalıdır.
Kadir Gecesi, bütün İslâm aleminin mukaddes kabul edip ihya ettiği, beş büyük gecenin en mübarek gecesidir ki, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Bin aydan hayırlı” olan, pek kıymetli bir gecedir. Hiç şüphe yok ki vakitler aslında birbirine eşittir. Bir vakit diğer bir vakitten kendiliğinden üstün olamaz. Öyleyse bir vaktin diğer vakitlerden daha şerefli ve faziletli olması mutlaka o vakitte meydana gelen bir yüce işten ve mübarek bir olaydan kaynaklanmaktadır. Zaman ve mekanlar kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir Gecesi hayırlarla dolu olayların meydana geldiği bir gecedir.
Kadir Gecesi’ni, bu derece yücelten husus: İnsanlık alemini küfürden imana, zulmetten nura ve huzura kavuşturan, beşer tarihinin en önemli hadisesi, dünyanın en büyük inkılabını yapan, cihanı saran cehalet, küfür karanlıklarını giderip dünyayı aydınlatan Kur’an-ı Kerîm’in, Hira mağarasında ibadet ve tefekküre çekilmiş bulunan Hz.Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e bu geceden itibaren inmeye ve beşeriyetin ufuklarını aydınlatmaya başlamış olmasıdır. Gelişiyle birlikte oluşturduğu mânâ iklimiyle gönül dünyamızı ma’mur eden, iç âlemimizi zenginleştiren Kadir gecesi, kâinatın anlamını getiren gecedir. O yaratılış bilgisinin ders kitabı ve bütün kainatın ve varoluşun özeti olan Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gecedir. Kur’an-ı Kerim gibi insanlık için bir hidayet rehberi olan kadri yüce bir kitabın böyle bir gecede inmesi ona müstesna bir şeref kazandırmış, kadrini yüceltmiştir ki, Kadir Gecesi; “çok kıymetli gece” demektir.
Kadir Gecesi, bir olan Yüce Yaratıcının varlığını ve birliğini tanıtan, tefekkür, bilgi ve davranış arasında bağ kurarak bizlere tutarlı bir hayat çizgisi getiren, inanma ve yararlı iş yapmayı kalıcı mutluluğun ve kurtuluşun anahtarı kılan Yüce Kitabımız Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu bir gecedir.
Kadir Gecesi son ilahi kitap Kur’an’la insanlığı buluşturan bir başlangıçtır. O Kur’an ki, hesabı tutulamayan bir hazine, herkese en doğru yolu gösteren daimi bir ışıktır. O’nun taşıdığı değer ve içerdiği anlamlar, koyduğu evrensel ilkeler tazeliğini ve canlılığını her zaman korur.
Kıyamete kadar gelecek olan yüzmilyarlarca insana dünya ve ahirette rehberlik edecek olan bir kitab ki o da Kur’an-ı Kerîm’dir. O’nun geliş gün ve gecesi ve bunun yıldönümleri elbette böyle müstesna bir gün ve gece olmalı, bayramlar ve merasimlerle elbette kutlanmalıdır.
Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm aleminin saadet ve selâmeti, mü’minlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu mübarek gecede milyonlarca Müslümanın elleri semaya açılır.
Camilerimiz, mescidlerimiz bu gece, sabaha kadar üstlerine gökten yağan nurlar ile, kendilerini dolduran Müslümanlardan taşan nurlar arasında parıldar durur. Bu gecede camilerimizi kubbelerine kadar dolduran dualar bütün bir yıl ümmet-i Muhammed üzerinde ilahî bir rahmet olur. Bu gece, camilerimizde, mescidlerimizde tan ağarıncaya kadar Kur’an-ı Kerîm okunur, dinlenir, namaz kılınmak ve dua-niyaz yapılmak suretiyle ihya edilir. Bu mübarek gecenin hepimiz ve bütün İslâm alemi için maddî ve manevî hayırlara, bereketlere ve afv ü mağfirete nail olmamıza vesile olmasını Cenab-ı Hakk’dan niyaz ederiz. Ve bilhassa idrak ettiğimiz bu mübarek gecenin; çağın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan kalplere, ümitsiz, karamsar, günleri gafletle geçen kimselere gerçek manada maddi ve manevi bir kandil olması için dua ve niyaz ediyoruz.
Yazar: Mehmet Talu HocaEfendi
Kaynak: İtibar-Haber


