Değerli Kardeşlerim!
İslam; hem ferdi hem de toplumsal manada hayatı ihata eden bir dindir. İslam dini; vakit, cuma ve bayram namazları ile oruç, zekât, hacc ve kurban gibi ibadetleri zamana yayarak insanın kulluk bilincini ve hissiyatını canlı tutmayı amaçlamıştır.
Değerli Mü’minler!
Hac, kelime anlamı itibariyle; “saygı ve tazim maksadıyla bir yere gitmek, orayı ziyaret etmek” demektir. Dini manada ise; “hacc, imkanı olan her Müslüman’ın ömründe en az bir kere belli zamanda, belli mekanları ibadet maksadıyla ziyaret etmesi ve belli dini görevleri yerine getirmesi”dir. Hac’da ziyaret yerleri; Kâbe, Arafat ve çevresidir. Zamanı ise; hac ayları diye bilinen Şevval, Zilkade ve Zilhicce aylarıdır. [1]
Kur’ân’ın ifadesine göre; Hz. İbrahim ve oğlu İsmail (as) tarafından inşa edilen Kâbe’nin inşaatı tamamlanınca Hz. İbrahim’in; “Rabbimiz! Bizden bunu kabul et ve bize ibadet usullerimizi göster.” [2] diye dua etmesi üzerine Allah teala, Cebrail vasıtasıyla hac ibadetinin nasıl yapılacağını ona öğretmiş ve O da; “İnsanlar arasında haccı ilan et!”[3] emri uyarınca, haccı insanlara ilan etmiştir. İslam dünyasının en mübarek mabedi olan Kâbe; önceki dinler ve milletlerce de kabul görmüş, insanların ilgisini çekmiş, onların ziyaretgâhı olmuş ve son din İslam’ın da beş temel esasından biri olan hac ibadeti için mekân tayin edilmiştir.
Hz. İbrahim ve ailesinin çileli hayatlarından izler ve semboller taşıyan, ancak zaman içinde birtakım yanlış anlayış ve uygulamalar karışan Hacc ibadeti, İslam dininde tevhid inancına uygun haliyle, hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. İlgili Ayetlerde “Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev, Mekke’deki Kâbedir. Orada apaçık nişaneler ve İbrahim’in makamı vardır. … (O halde) yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. … ”[4] buyrulmuştur.
Değerli Müslümanlar!
Hacc ibadeti; Müslümanların dünya çapında inanç ve uygulama bütünlüğünü gerçekleştirdiği en geniş katılımlı bir kulluk hareketidir. Dilleri, ırkları, renkleri farklı, ancak imanları ve gönülleri bir, milyonlarca insanın ihrama girerek, dünyevi farklılık ve imtiyazlardan sıyrılarak, “Lebbeyk Allah’ım lebbeyk! Hamd Senin, kulluk Senin, mal-mülk zaten Senin! Senin ortağın yoktur.” diyerek Allah’ın davetine icabet etmesi, aynı zamanda, aynı mekânda ona yürümesi, onun huzuruna çıkmasıdır.
Say, bir arayıştır; Arafat, aradığını buluştur; vakfe, bulduğunun huzurunda duruş; tavaf,Kabenin etrafında dönüştür. Cemerat (şeytan taşlama) ise bir arınış, günah ve kötülüklerden kaçıştır.
Aziz Cemaat! Hacc bir manevi arınmadır. Konuyla ilgili olarak Peygamber (sav) “Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse anasından doğduğu gün gibi, günahsız olarak (evine) döner.” buyurmaktadır. Başka bir rivayette ise, Peygamberimiz (sav) “Makbul bir haccın karşılığının, cennet olacağını” bildiriyor. [5]
Bu vesileyle; hacı adaylarımıza sağlık-sıhhat ve afiyet diliyor, yapacakları haccın makbul ve mebrur olmasını, haccetme imkânı bulamayan kardeşlerimize de bir an önce bu imkânı lütf’ etmesini Cenab-ı Hak’tan temenni ediyorum.
Ramazan OKUR
Murakıp / KOZAN
_________________________________________
[1] Buhari, Hac: 33
[2] Bakara: 127 – 128
[3] Hacc: 27
[4] Al-i imran: 96 – 97
[5] Riyazü’s-Salihin Cilt:6, Sa:13
“HAC İBADETİ VE MAHİYETİ” hutbesini buradan indirebilirsiniz


